'Erdoğan’ın yerinde olsam aday olmam, sandıkta tarihi dayak yiyecek' – Gazete Duvar

ANKARA – Siyaset sahnesine 4 yıl önce katılan İYİ Parti son aylarda yapılan anketlere göre muhalefet partileri arasında oyunu en çok artıran parti. Üye sayısında da son bir yılda sıçrayış yaşayan İYİ Parti, önümüzdeki seçimlerde birinci parti olma iddiasında. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de bu iddiayı “Başbakanlığa adayım” sözleriyle bir adım ileri taşıdı.
Millet İttifakı’nın ana bileşenlerinden İYİ Parti’nin Teşkilat Başkanı Koray Aydın ile partilerine olan ilgiyi, hedeflerini ve güncel siyasal gelişmeleri konuştuk. Yüzde 20 bandına yerleşen İYİ Parti’ye özellikle AK Parti’den büyük geçiş olduğunu söyleyen Aydın, bu akışın önümüzdeki aylarda daha da artacağı görüşünde. “Yaparsa Erdoğan yapar” düşüncesinin yüzde 70 oranında yıkıldığını söyleyen Aydın, “AK Parti bu anketlerde görülen oyu bile alamayacak”, “Sandıkta oylarla tarihi bir dayak yiyecek. Hayatının son 20 senesinin en acı gününü yaşayacak” iddiasında bulundu.

İYİ Parti Teşkilat Başkanı Koray Aydın’ın sorularımıza yanıtları özetle şöyle oldu:
Meclis’in en genç partisisiniz. 4 yılda birden fazla seçime girmek zorunda kaldınız. Teşkilatlanmada geldiğiniz aşama nedir?
Şu anda belde, köy, mahalle bazında teşkilatlanmada AK Parti ile yarıştığımızı düşünüyoruz. 81 il, 973 ilçenin yüzde 99’unda teşkilatlandık. Belde teşkilatlanmasında yüzde 75’e, mahallelerde de yüzde 60’a geldik. Köylerin yüzde 38’inde teşkilatlandık. Çok istekli yeni bir kitle var partimizde. Canlı, hareketli bir teşkilat yapısı istiyoruz. Hareketsiz kalan yerlerde revizyon yapıyoruz. Bir kısmının yenilenmesini hemen yapacağız. Bir kısmına da ikinci kez kota vererek yeni bir fırsat yaratacağız. Mahalle ve köy teşkilatlanmasına daha çok önem vereceğiz. İktidarı, 1. parti olmayı hedefleyen bir parti sorumluluğuyla hareket ediyoruz.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın son güncellemesine göre üye sayısında 500 bini geçtiğiniz görülüyor. Son bir yılda önemli bir artış görünüyor. Üye profiline dair ne söylersiniz? En çok ilgi gördüğünüz il-ilçeler hangileri?
Üye sayımız 512 bine çıktı. Şu anda Türkiye’nin üye sayısında 3. büyük partisiyiz. Toplam üyeler içindeki kadın üye oranı yüzde 33, 18-30 yaş arası genç üye oranı yüzde 20 civarında. Hem genç hem kadın üye sayısını yukarı çıkarmaya çalışacağız.
En çok üyeye sahip olduğumuz 10 il sırasıyla İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, İzmir, Adana, Kocaeli, Mersin, Manisa ve Diyarbakır. İlk 10 ilçe Ankara Keçiören, Yenimahalle, İstanbul GOP, Ankara Mamak, Ankara Çankaya, Ankara Sincan, Ankara Gölbaşı, Bursa Osmangazi, İstanbul Ataşehir ve Adana Seyhan.
Üye sayısı – seçmen sayısı oranında en başarılı iller Artvin, Ankara ve Antalya. Bu kentleri Kırıkkale, Sinop, Kilis, Sakarya, Bitlis, Adana ve Kırklareli izliyor. Yine üye seçmen sayısı oranına göre en başarılı ilçeler Elazığ Ağın, Ankara Evren, Ankara Gölbaşı, Kütahya Dumlıpınar, Bursa Orhaneli, Diyarbakır Eğil, Antalya Elmalı, Batman Gercüş, Ankara Kalecik, Diyarbakır Çüngüş. Toplam üye dağılımı açısından ülkenin her yanında dengeli bir dağılım var.
Üye katılımlarını analiz ettiğinizde hangi partilerden geliyorlar? 
Bize katılımların yüzde 80’i AK Parti’den. MHP’den geçiş de devam edecek görünüyor. MHP’de mutsuz, umutsuz bir kitle oluştu. Erdoğan’a oy vermeme kararlığına girmiş geniş bir kitle var. Ayrıca eski ANAP gibi daha önce merkez siyasette görev almış kişilerden talep var. Merkez parti hüviyetini kazanmış, toplumun tüm kesimlerinden partimize katılım var. Bir de son 1 ayda Alevi kökenli köyler ve mahallelerden üye kaydı hızlandı. Orada da muazzam bir yöneliş var.
Anketler oy oranlarında düşüş gösterse de AK Parti’nin üye sayısını arttırması dikkat çekici. “AK Parti’den kayış var” derken bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu büyük problem. İnsanlar haberi, bilgisi olmadan üye yapılmış. Tahmin ediyorum AK Parti’de böyle 3-4 milyon üye var. MHP’den Trabzon milletvekili iken il başkan yardımcımız bilgisi dışında AK Parti’ye üye yapılmış dava açmıştık. O kadar çok ki böyle örnek. Şu an 55 bin kişi çift üyelikten bekliyor. Bunlarla ciddi uğraşmak zorunda kalıyoruz.
Diyarbakır’ın en çok üye yapılan 10 il arasında olması dikkat çekici.
Diyarbakır’da 10 bin 400 üye yaptık. Bunu önümüzdeki yıl 20 bine katlarsa sürpriz olmaz. Doğu’da Kürt seçmenin olduğu bölgede üye yapmakta zorlanmıyoruz. Bitlis’te 2 bin 300 oyumuz vardı. Şimdi 2 bin 330 üyemiz var. Van’da 4 bin üyemiz oldu. Hakkari’de bile bin üyeye yaklaştık. Bu devamlı artıyor. Doğu’nun tüm illerinde yükseliş var.
Bu üye katılımının seçimde de yüksek oya dönüşeceğini düşünüyor musunuz?
Oralarda güçlü siyasi profillerden çok sayıda müracaat var. Hem üye hem de seçimlerde aday olmak istiyorlar. Görüşüyoruz, temaslar başladı. Biz her yerde iddialıyız. O bölgeden de çok sayıda milletvekili de alırız diye düşünüyorum. 
Son dönem ev toplantılarına başladık. Bunu sistematik hale getireceğiz. Ben de eşimle ev ziyaretleri yapacağım. İnsanların evine girip sohbet edeceğiz. Komşularını da çağıracağız. Tüm sosyal medya araçlarını kullanıyoruz. Bunun dışında samimiyet, karşılıklı iletişim ve sevgiye dayalı köprü kurmak için insanlara dokunmak önemli. Bunu çok yoğun yapacağız. Genel başkanımız da ev ziyaretleri yapacak.
Hedef oy var mı? Anketlerde ne görünüyorsunuz?
Bir defa biz 20 bandına yerleştik. AK Parti çözüldü. Bağlar koptu. İnsanlar bize geliyor. O akış hızlanacak. Sokak siyasetini şu an Türkiye’de en iyi yapan partiyiz. Genel Başkanımızın “Ben Başbakan olacağım” demesi tesadüf bir söz değil. Birinci parti olacağımıza inanıyoruz. Ona göre organizasyonlarımızı kuruyor ve yapıyoruz. Milletin kredi açabileceği yeni bir partiyiz. İçimizde her fikirden insan var. Gelenler mutlu. Bu mutluluk akışkanlığı arttırıyor. Ocak, şubat, martta akışkanlık oranı zirvede olacak.
Son iki seçimde yapılan ittifak ve iş birliği süreçlerinde yer alan isimlerdensiniz. Millet İttifakı devam eder, genişler mi?
Türkiye’de ittifak sistemini en sağlıklı işleten birliktelik Millet İttifakı. Biz asgari müştereklerde bir araya gelmiş, ülkenin bu ekonomik darboğazdan çıkmasını, hızla otoriterleşen ucube sistemin sona ermesini isteyen, hedef olarak da iyileştirilmiş, güçlendirilmiş sisteme geçişi kafasına koymuş bir siyasi ortaklığız. Bahsettiğimiz hedeflerde bir değişiklik olmadığı için Millet İttifakı sürecektir. Biz yerel seçimlerdeki birliktelik teklifimizin sonunda AK Parti’nin dayak yediği bir seçim yaşadık. AK Parti’nin yenilebildiğini, sandıklara sahip çıkılabildiğini gösterdik. Dolayısıyla hedef temelli, altı da inançla doldurulan bir hareket tarzı benimsenmişse ondan sonuç almamak mümkün değil.
Sağda 3. İttifak olasılığı var mı?
Bu soruya yanıt vermek için erken. Seçim takvimi açıklandığında durum netleşir. Ama biraz önce bahsettiğim temel hedeflerden birisi olan ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e (GPS) geçiş için 6 parti çalışıyor. GPS için bir ittifak oluşmuş durumda. Seçimi kazanacak, toplumu kucaklayacak bir adayın belirlenmesi durumunda da parti tabanlarının Millet İttifakı adayı etrafında toplanacağından eminiz. Kapalı kapılar ardında veya ev ziyafetlerinde değil, vatandaşın elini tutarken gözlerine bakarken siyaset belirleyen bir ittifakız. Sağda ya da solda bir arayış tanımlamayı doğru bulmuyorum. Şu anda vatandaşımızda bu kalıpların dışında bir talep var. Türkiye’de değişimin, kalkınmanın, gelişmenin siyasi adresinin bugün Millet İttifakı olduğunu topluma göstermeliyiz. Kutuplaşarak ayrışma zamanı değil, Türkiye’nin geleceğine damga vurabilmek için birlikte hareket etmenin daha büyük bir imkan ve fırsat yaratacağını düşünüyoruz. Türkiye’nin bugün ihtiyacı Türk bayrağı etrafında birleşmiş, ekonomik ve demokratik talepleri ortak akılla karşılayacak Millet İttifakı’nın siyasi duruşudur.
Millet İttifakı’nın ortak Cumhurbaşkanı adayı çıkarması bekleniyor. Ortak aday nasıl bir mekanizma ile belirlenecek? Bir konuşmanız Kılıçdaroğlu’nun adaylığına mesafe olarak değerlendirildi, aynı tutumunuz sürüyor mu? Adayla ilgili kırmızı çizgileriniz nedir?
Ben dahil tüm arkadaşlarımız söylemlerimizi şahıslar değil ilkeler üzerinden belirliyoruz. İç savaş tehdidi yapacak bir cumhurbaşkanı adayımız olmayacak. AK Parti şimdi bunu pişiriyor, konuşulmasını sağlamaya çalışıyor. Ayrıştıran değil birleştiren, nefret dilini değil, sevgi dilini kullanan, ötekileştiren değil kucaklayan, milletin birliği ve bütünlüğünü temsil eden, devlette kurumlar arası uyum ve ahengi gözeten bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracağız. Bunu yaparken anketler, kamuoyu yoklamalarıyla vatandaşın da görüşünü alacağız. Sonra Millet İttifakı bir masa etrafında oturacak, konuşacak, istişare edecek ve karar verecek. Onun için halkımızın nabzını en doğru şekilde tutmalıyız ve sandıktan zaferle çıkacak doğru bir ismi belirlemeliyiz. Bunu da doğru zamanda yapacağız.
Aday belirlemede doğru zamanın takvimi nedir?
Ne geç ne de erken. Bunun hemen olmasını isteyen AK Parti. Kurguyu ona göre yapıyor ama onun tezgahına kimse düşmemeli. Kim olacağını tartışıp dursunlar. O masada bir araya gelecek insanlar doğru kararı alacak. Bu işin içinde nefs olmamalı. Doğru olan neyse o doğruda birleşmeliyiz. Türk milletine karşı sorumluluklarımız var. Türkiye’nin geleceğini inşa edeceğiz. Yanlış bir adım atarsak bunun bedelini tarih önünde bu millet önünde ödeyemeyiz. Sonra hangi yüzle siyaset yapacağız. Onun için biz bu konuda idealize olmuş insanlarız. Bu konunun şahıslara indirgenmesinden üzüntü duyuyorum.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığı olasılığını da mı böyle değerlendiriyorsunuz?
Kılıçdaroğlu da bu işin iyi olması için gayret gösteren bir insan. Onu hedef alan bir cümle kullanmam. Konuşmam ona çıktı ama ben genel manada söyledim. İlkesel bazda bunu yapacağız. Kişileri sorgulatarak yaptık mı kendi içimizde de sürtüşmeye neden olur. Kılıçdaroğlu bir partinin genel başkanı. Ben o görevi yapan her insana saygı duyarım. Ama şuna inanıyoruz; Türkiye toplu şekilde bir köprüden geçecek. Çok sağlıklı şekilde oradan karşıya geçmeliyiz. Türkiye’ye gerçek demokrasiyi getireceğiz. Bunu yapabilmek için kazanmamız lazım. Şu an itibariyle de AK Parti’nin seçim kazanma ihtimalini yüzde 0 görüyorum. Her gün daha da küçülecek, daha da kötü olacak.
AK Parti’de dolar kurundaki geri çekilmeyle birlikte ekonomiyi toparlayarak düşen oyları yeniden yükseltecekleri görüşü var. AK Parti seçmeninin de “Sorun var ama çözerse Erdoğan çözer” yaklaşımı içinde olduğu savunuluyor. Toparlama olasılıkları yok mu?
“Yaparsa Erdoğan yapar” düşüncesi yüzde 70 oranında yıkılmıştır. Halk Erdoğan’a olan güvenini kaybetti. Çünkü yarattığı yalancı cennetin olmadığını insanlar yaşayarak tecrübe ediyorlar. “Yapacağız, halledeceğiz” lafları askıda kaldı. Asgari ücret yükseldi ama yılbaşı gecesi gelen zamlarla herkesin hayalleri yıkıldı. TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 36 ama bunun daha yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. ÜFE’nin yüzde 80 olması, üretimin yüzde 80 pahalandığı, bunun insanlara zam olarak yansıyacağı anlamına geliyor. İğneden ipliğe her şeye zam geldi. Tarımla uğraşan insana bütçeden geçen yıla göre yüzde 12.5, yol, köprü yapan yandaş müteahhitte yüzde 36 artış yapıldı. Tam 3 katı… Mutsuzluk bir virüs gibi yayılıyor. Bunun önüne geçilecek umut kapısı inşa edecek bir siyasi duruş iktidarda yok. Erdoğan’ın yalan üzerine bir dünya kurduğuna inanan insan kitlesinin sayısı her geçen gün artıyor. AK Parti bu anketlerde görülen oyu bile alamayacak. O oylar da bize gelecek. Biz de birinci parti olacağız.
Seçmende ‘bunlar bırakıp gitmez’ algısı da var. Bununla nasıl mücadele edeceksiniz?
Bu konuşmalara çok kızıyorum. İstanbul seçimlerinde en fazla yapabildikleri seçimi tekrarlamak oldu. Ama bunun nasıl kendilerine demokratik tokat olarak döndüğünü de yaşayarak görüp öğrendiler. Bürokrasideki destekte, askeri kanatta, adli kanalda çekilme var. Hiç kimse onları Erdoğan’ın kölesi gibi görmesin. İlk defa Türkiye’de saha çalışması yapan bir muhalefet var. Bizden önce tüm muhalefet partileri seçimden seçime çalıştı. Biz kurulduk sonra herkese İYİ geldik. Herkes çalışıyor. İYİ Parti şu anda Türkiye’nin en zinde, en istekli, en idealist kitlesini oluşturuyor. İstanbul seçimlerinde oy torbalarının üstünde yattı insanlar. Olumsuz düşünmek yok. Efendim Tayyip Erdoğan bırakmayacak. Ne demek bırakmayacak, bırakıp gidecek.
Siyaset sahnesinde dengeleri, hesapları değiştirecek iki gelişme var. Birincisi seçim mevzuatında değişiklik, ikincisi HDP’nin kapatılması davası. Bunların siyasete etkisi ne olur?
Birincisi HDP’yi kapatmazlar çünkü HDP’yi diğer partiler üzerinde korkutma aracı olarak kullanıyorlar. İhtiyaçları var, onlara lazım. Kapatmazlar. Aklınıza bile getirmeyin kapatmayı. İYİ Parti’ye ve CHP’ye bir suçlama aracı olarak HDP’yi kullanacaklar. Siyasetlerinin ana omurgası bu. Onun üzerine siyaset kurgusu yapılan yerde HDP’yi kapatmazlar. İkincisi seçim kanunu fos çıktı. Bir araya geldiler ana konu dar bölgeydi. Ana unsurlarda birleşemediler. Seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesinde anlaştılar. Genel başkanımız yüzde 5’e imza atarız dedi. O sözün arkasındayız. Tali unsur olarak ittifak içine yüzde 2 baraj koymayı planladıklarını biliyoruz. Oturup bunların hesap kitabını yapmak… İnsan kimseyi dara düşürmesin! Dara düşmüşler, sıkıntı içindeler, ne yaptıklarını bilmiyorlar. Yüzde 2 ne kar getirir onu bile hesaplayacak durumda değiller. Durumlarına üzülüyorum.
Siyasete etki edecek bir değişiklik beklemiyorsunuz o zaman?
Hiçbir sonuç çıkaramazlar. Bu işleri düşünmek “ben gidiyorum, giderken ne yapabilirim” demektir.
İBB hakkında özel teftiş kararı alındı. MHP Genel Başkanı Bahçeli bu sürecin İmamoğlu’yla ilgisi olmadığını söyleyen AK Partililere çok sert tepki gösterdi. Bu açıklamayı nasıl yorumladınız?
İBB’ye özel teftiş tam bir yargısız infaz girişimi. Devlet Bey’in çok kızdığı Numan Kurtulmuş bu işi özetledi aslında. Dediği gibi İBB Başkanı İmamoğlu ile ilgisi yoktur. O da ilk defa doğru bir söz söyledi. İnsanlar işe alınırken gidip adli sicil kağıdı alıyor. O zaman Adalet Bakanlığı’nı ne yapacağız? Kendi bakanını yargılamak aklına gelmeli o zaman. Mahalli seçimde İstanbul’u kaybetme nedeniyle ağır ızdırap var. Ama asıl amaçları toplumu yarattıkları bu sanal gündemle meşgul etmek, ağır ekonomik krizin konuşulmasının önüne geçmek. Bu taktik de işe yaramaz, halkta karşılığı yok artık. Ekonomik zorluklar, bunun ortaya çıkardığı bir ızdırap var. Bu ızdırabın sorumlusunun da RTE olduğunu biliyorlar. Daha önce de söyledim, ben Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam aday olmam. Sandıkta oylarla tarihi bir dayak yiyecek. Hayatının son 20 senesinin en acı gününü yaşayacak. Bu millete bu kadar kötülüğü yaptıktan sonra kenara çekilmenin de erdem olduğunu aklına getirip gereğini yapmasının hem kendisi açısından hem ülke açısından en doğru girişim olacağını düşünüyorum.
Siyaset kulislerinde aday olmayabileceğine dair iddialar da geçtiğimiz aylarda konuşuldu. Bu mümkün mü sizce?
Kendisi çekilirse olur tabii. (Gülümseyerek) Cumhurbaşkanı çekilirse Nebati’yi yaparlar aday. Yeni Maliye bakanımız. Gözlere bakarak her şeyi okuyor, milletin gözüne bakarak da okur bu işi bitirir. Benim önerim o. Gözlere bakarak insanlara çok şey anlatan birini Türkiye bir daha bulamaz. Onun değerlendirilmesi lazım. 
Bu site deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca çerez(cookie) kullanmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın.
Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.
Gazete Duvar

source

Sosyal Hesabınızda Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.