Yiğit Osmaniye'nin Zafer Günü: 7 Ocak – Başak Gazetesi

Osmaniye bir Çukurova şehridir. “Cebelibereket” diye bilinen bereketli dağları ve toprakları ile tarih ve doğa cennetidir.
Osmaniye kayıp Kınık şehrinin üstüne, 1865 yılında yöredeki kıyı köylerinin ve aşiretlerin iskânı ile kurulmuş bir şehirdir. “Halkın hukukundan emin olması” için Payas Sancağı 1878 yılında, Gavurdağı’nın en hâkim noktası olan Yarpuz Köyü’ne nakledilmiş ve adına “Cebelibereket Sancağı” denilmiştir. Sancak merkezi 1906 yılında Erzin’e, 1909 yılında Osmaniye’ye gelmiştir.
    Milli mücadele yıllarında Osmaniye tahmini 500 hanede 2.500 nüfusa sahiptir. Köyleri ile birlikte Osmaniye’nin toplam nüfusu tahminen 10.000 kişidir.
         30 Ekim 1918 günü imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ardından itilaf devletlerinden İngilizler önce İskenderun’u sonra bölgeyi işgal etmiştir.
         Moskova’da imzalanan gizli Sykes-Picot anlaşması ile İngilizlerin bölgeden çekilmesi üzerine Fransızlar 19 Aralık 1918 günü Osmaniye’ye gelmiştir. Fransız Hükümeti “Kilikya Ermeni Devleti” kurdurmak vaadi ile “Ermeni İntikam Alayı” mensubu teröristleri Fransız askeri üniforması ile getirmiştir.
       İşgalci Fransız kuvvetleri Sancak merkezi olan Mehmet Eminler konağına, Hacı Ökkeş’in konağına, Hırlakyan hanına, Osmaniye, Toprakkale, Mamure İstasyonlarına yerleşmiştir.
      Bayrağımız gönderinden indirilmiş, 24 Aralık 1918 günü halkın elindeki silahlar toplatılarak Ermenilere teslim etmiştir.
     Yağma, talan ve katliamlar, hapis ve sürgün cezaları ile halka zulüm edilmiştir. Fransız komutanlığı, halkın ‘Hakem Heyeti’ dediği göstermelik bir mahkeme ile kimi Ermenileri alacaklı kimilerini şahit, kimilerini de şikâyetçi göstererek Osmaniye ve dünya kamuoyuna karşı zulümleri yasal hale getirmek istemiştir. 
     28 Mayıs 1919 günü Envarülhamit Camii meydanında toplanan yediden yetmişe binlerce Osmaniyelinin işgali protesto için miting düzenlemesi tarihe geçen bir hadisedir. Mitingi silahla dağıtmak isteyen Fransızların camiye ateş etmesi, hatta minareyi devirmesi Fransız kininin ve tıynetinin ifadesidir.
      19 Mayıs 1919 günü bir gemi ile Samsun’a giden Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının düşmanı Anadolu’dan atmak için 4 Eylül 1919’da düzenlediği Sivas kongresinde iken yardım almak için Kozan’dan bir heyet Sivas’a gitmiştir.
       Doğuda Ruslarla, batıda İngilizlerle mücadele eden Mustafa Kemal Paşa, güneyde Fransızlara karşı üçüncü bir cephe açmak yerine halkı teşkilatlandırarak milli direniş başlatmak istemiştir.  Bu amaçla, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi namına Binbaşı Kemal Bey’i “Kozanoğlu Doğan Bey” takma adıyla Kilikya Kuvayımilliye Kumandanı, Yüzbaşı Osman Bey’i “Aydınoğlu Tufan Bey” takma adıyla Komutan Yardımcısı olarak Çukurova'ya göndermiştir.
       Maraş’ı kurtaran kahramanlardan Yüzbaşı Selim İnebolu nam-ı diğer Yörük Selim Bey, 27 Mart 1920 günü birkaç yüz kişiyi bulan kuvveti ve iki ağır makineli tüfek ile Bahçe’yi ve Haruniye’yi kurtararak büyük bir başarı elde etmiştir.  
Yörük Selim ve arkadaşlarının 15 Mayıs 1920’den itibaren Osmaniye’den geçen demiryolunu ve üzerindeki köprüleri tahrip ederek Adana ile Antep ve Maraş arasındaki bağlantıyı kesmesi, Fransız kuvvetlerini Mamure’ye kadar bölgeye hapsetmesi sadece Osmaniye’nin değil bölgenin tarihine geçen destani bir mücadeledir.
      Tufan Beyin öncülüğünde kurulan Kuvayımilliye teşkilatları içinde 23 Mayıs 1920’de Osmaniye’de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşkil edilmiştir. Alibekiroğlu Dede Efendi’nin Oda olarak kullanılan konağı kuvayımilliye karargâhı haline getirilmiştir. Kuvayımilliyecilerin cephanesi Sancaklı Camiinde muhafaza edilmiştir. 
      Kuvayımilliyeciler askerlik çağına geldiği halde askere gitmeyen/gönderilmeyen mükellefler ile milli ve vatani duygularla milli mücadeleye giren gönüllüler olmak üzere başlıca iki grup çetedir.
      Osmaniye’de kurulan kuvayımilliye teşkilatını kabullenemeyen Fransız komutanlığı halka gözdağı vermek için 28 Mayıs 1920 Cuma günü Cebelibereket Hükümet konağı olarak kullanılan Mehmet Eminler hanından üç tankla hareket etmiştir.
            Düşmanı atmak için bilenen Osmaniyeli kuvayımilliyeciler, çarşının ortasından geçen arkın başında tankları durdurmak istemiştir. Çıkan çatışmada, tanklardan atılan kurşunlarla çetelerden Kelcioğlu Ali şehit edilmiştir.
          Arkı geçen tanklardan biri camiye yönelmiş, mavzer kurşunlarının tanklara tesir etmemesi zerine öfkelenen Tellilerden Pehlivan Mustafa tankı devirmek için yüklenmişse de gücü yetmemiştir.
           Fransız tankları mahallelere yönelmiştir. 
           Silah seslerini duyan halk korku ve panik içindedir. Yaşlılar, kadınlar ve çocuklar evlerini terk etmiş, köylere, yaylalara göç etmiştir. Camızların Halil’in karısı Döne (Öztekin) de çocuklarını yanına almış, camızlarını önüne katmış Dereobası istikametine giderken Fransız tankından atılan kurşunlarla şehit edilmiştir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             
        Osmaniye’nin bu kara gününe halk “kaç kaç” veya “göç göç” demiştir.
        Güneydeki halkın başarılı direnişi sebebiyle Fransa Hükümetinin isteği üzerine 30 Mayıs 1920’de 20 günlük ateşkes ilan edilmiştir.
          Bu süre içinde Hırlakyan’ın Hanı'nda çıkan çatışmada çetelerden Palalı Süleyman’ın şehit edilmesi ateşkese sıkılan kurşun gibidir. Palalı Süleyman’ın şehit edilmesi üzerine Fransızlar kilisede çan çalıp bayram etmiş, Osmaniye halkı yas tutup ağıtlar söylemiştir. 
            Güney cephesinde düzenli bir ordu ile mücadele etmek için 15 Mayıs 1920’de Kurmay Albay Selahattin Adil Bey komutasında 2’nci Kolordu Komutanlığı teşkil edilmiş, Adana 26. Alay Komutanı Binbaşı Recep Bey Osmaniye Mıntıka Komutanlığına tayin edilmiştir.
            “Erkek aslan aslan da dişi aslan aslan değil mi?” diyerek kuvayımilliye teşkilatına giren, 5 Ağustos 1920’de Fransız karargâhı olan Hacı Ökkeş’in Konağı’na yapılan baskında şehit düşen Rahime Hatun sadece Osmaniye’nin değil milli mücadele tarihinin sembol isimlerindendir.         
           Osmaniye’yi kurtarmak ve Antep’e asker sevkiyatı yapmak isteyen Fransız kuvvetlerini durdurmak için uzun menzilli topa ihtiyaç vardır. 1. Dünya savaşında müttefikimiz Almanların İskenderun körfezini korumak için Yumurtalık sahiline yerleştirdiği toplardan ikisini Ceyhanlı kuvayımilliyeciler Mercin savaşında kullanmış ve büyük başarı sağlamıştır.
        Osmaniyeli kuvayımilliyeciler de Yumurtalık’tan getirdikleri bir topu tamir etmiş Domuzludağı’na yerleştirmiştir. Nişangâhı olmadığı için her zaman hedefini vuramayan topa “Deli Top” denmiştir.
            Kahramanca direnen Antep’e asker sevkiyatı için İskenderun Limanı’ndan gelen bir Fransız tümeni 5 Ekim 1920’den itibaren Toprakkale ile Karabahadır yamaçlarına yerleşmiştir. Fransızları durdurmak için Osmaniye Bölge Komutanı Binbaşı Recep Bey, stratejik bir tepe olan Domuzludağı’nda 9 Ekim 1920 günü savunma düzeni tertip etmiştir. 10 Ekim 1920 sabahı topçu desteği altında piyadeleriyle ilerlemek isteyen Fransız kuvvetlerini durdurmak için Hamıs Çayı’na dik inen arazinin sarp ve ormanlık yamaçlarında, Kovanbaşı’nda milli kuvvetlerin direnişi başarı ile neticelenmiştir. Kovanbaşı savaşı milli kuvvetlerin ilk zaferidir.
           Milli kuvvetlerin elinde az sayıda olsa da makineli tüfek bulunması, araziden ustaca faydalanması, etkili atışlar yapması, hatta yakın mesafeye kadar sokularak ateş açması ve Fransız topçusuna hedef olmaması zaferin sebebi kabul edilmiştir.
           Kovanbaşı Savaşı’nın üstünden bir ay geçmeden bu kez General Goubau yönetiminde Fransız tümeni Adana’dan gelmiş 1 Kasım 1920 gününden itibaren Osmaniye-Çardak-Çona ve Osmaniye-Dervişiye-Mamure üzerinden olmak üzere iki koldan gidip Mamure-Kanlıgeçit hattına yerleşmiştir. 
Sarpınağzı Köyü önünden Ceyhan nehrini geçip Domuzludağı’nı ele geçirmek isteyen Fransız piyadeleri karşı tepelerde mevzilenen milli kuvvetlerin yoğun ateşi karşısında ilerleyememiştir. Dağılan Fransız kuvvetlerinden bir kısmı sağa sola kaçışırken bir kısmı nehirde boğularak can vermiştir.
Kanlıgeçit’te toplanan Fransız kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmak için Burgaç’tan Kabaktepe’ye getirilen iki şnaydır top takımından birinin piston başının kırılması, diğerinin arızalanması sebebiyle ateşe devam edilememiştir. Deli Top’tan atılan bir gülle Fransızların cephane arabasına isabet etmiştir. 
Havadan uçakların, yerden topların bombardımanına milli kuvvetler Kanlıgeçit ovasında mavzer kurşunları ile karşılık vermiştir. Bir Fransız uçağının düşürülmesine çok sevinilmiştir.
            Fransız tümeni 8 Kasım günü saat 12.00 sularında Kabaktepe üzerinden Hasanbeyli’ye gitmiş 10 Kasım günü İslahiye, 11 Kasım günü Ekbez, 12 Kasım günü Katma üzerinden Antep’e intikal etmiştir. Takviye edilen Fransız kuvvetlerine direnemeyen Antep 8 Şubat 1921 günü düşmüştür.
      Saim Bey Kozan’da doğmuştur. Babası Kozan Mutasarrıflığında memurdur. Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden Saim Bey İlkokulu ve ortaokulu Kozan’da, Lise’yi Adana’da okumuştur. 1910 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydolan Saim Bey, İstanbul Türk Ocağı müdavimlerinden ve ateşli milliyetçilerdendir. Son sınıfta iken 1. Dünya Savaşı çıkması üzerine gönüllü olarak Enver Paşa’nın komutasındaki Kafkas cephesine gitmiştir.
     Mondros Mütarekesi sebebiyle ordunun terhis edilmesi üzerine Saim Bey, memleketi olan Kozan’a gelmiştir. Halkı teşkilatlandırdığı için işgal Komutanlığınca Adana dışına sürgün edilen Saim Bey İstanbul’a gitmiş, son sınıf imtihanlarını vererek Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Mersinli Cemal Paşa’nın verdiği harçlıkla Ankara’ya gelen Saim Bey Mustafa Kemal Paşa tarafından Feke Kaymakamı olarak tayin edilmiştir.
Ermeni terör merkezi Haçin’ın kurtuluşunda çok büyük yararı görülen Kaymakam Saim Bey, “böyle kara günde millet kan ağlarken ben kadife koltukta oturamam” diyerek kuvayımilliyede görev almak isteyince Üsteğmen” rütbesiyle Kadirli Ceyhan Grup Komutanlığına getirilmiştir.  Arkadaşına gönderdiği mektupta “İnşallah Osmaniye topraklarından gavuru kovan ilk mühim amil biz olacağız. Şehirlerde mühim noktalarda güzel Türk bayrağını çeken ve nihayete kadar yaşatan yine biz olacağız.” diyerek duygularını ifade eden Saim Bey, Güney Cephesi Komutanı Selahattin Adil Bey’in izni ile Fransız karargâhı olan Mamure İstasyonu’na baskın düzenlemiştir. Kahraman Saim Bey 18 Kasım 1920 şafağında düzenlenen baskında şehit edilmiştir.
       1921’in başında Osmaniye’de bir sükûnet dönemine girilmiştir.
       Asker sayısı azalan Fransız kuvvetleri, şehre hâkim Kabaktepe’de, Mamure ve Osmaniye İstasyonlarında 8 makineli tüfek ve 5 top ile Toprakkale ve Hasanbeyli yollarını kontrol etmiştir.   
       Osmaniyeli kuvayımilliyeciler Ceyhan/Kürekkales’inde tahrip edilen topun parçaları ile Osmaniye’deki deli topu tamir etmiş ve Domuzludağı’na yerleştirilmiştir.
          3 Şubat 1921’de Bahçe Kaymakamı Nurettin beyin 2. Kolordu Kumandanlığına aktardığı bilgilere göre, düşman Mamure’den ve Osmaniye’den ağırlıklarını nakletmiştir. Ayrıca Fransızlar istihkâmlarını ve tel örgülerini tahrip etmiş, Toprakkale, İskenderun ve Dörtyol’dan da 400’den fazla kuvveti Antep’e göndermiştir.
          Tel örgülerin sökülmesi milli mücadelenin geleceği için çok anlamlı bir işarettir.
          Selahattin Adil Bey, Genel Kurmay Başkanlığına gönderdiği raporda; Fransız General Gouraud’un on günden beri Lazkiye, Antakya ovasında hazırlık içinde olduğu, bölgenin iki aya kadar tahliye olacağı, İslam ve Hıristiyanların birbiriyle iyi geçinmeleri lazım geldiğine dair çalışmalar yaptığı bildirilmiştir. 
  Fransız komutan General Gouraud’un daveti üzerine Dr. Ahmet Bey (Alkan) yönetiminde Alibekiroğlu Dede Efendi’nin de bulunduğu 8 kişilik Osmaniye heyeti Beyrut’a gitmiştir.  Fransız komutanlığı heyeti iyi karşılaşsa da kimi mandacıların propagandalarına rağmen Osmaniye halkının Fransızları istemediği açık ve net olarak ifade edilmiştir. 
             20 Ekim 1921’de imza edilen Ankara Antlaşması ile savaş sona ermiştir. İşgal altındaki şehir ve kasabaların boşaltılmasındaki usul ve esasların tespiti için 20 Kasım 1921’de Türk ve Fransız heyetleri Tarsus/Yenice İstasyonu’nda bir araya gelmiş,“Tahliye Protokolü” imza edilmiştir. Fransız Doğu Orduları 1. Tümen Komutanı General Duffieux'nun 29 Mart 1921 tarih ve 270 sayılı “Özel binalara Türk bayrağı asılmasını yasaklayan” beyannamesinin de 4 Ocak 1922 tarihine kadar geçerli olması protokole eklenmiştir.
Adana’da 20 Aralık 1921’de bayrak çekilse de Çukurova’da resmi törenle ilk bayrak 27 Aralık 1921’de Tarsus Hükümet Konağına çekilmiştir.  
29 Aralık 1921 günü Osmaniye’de ilk Fransız kafilesinin trenle Mersin Limanı’na gönderilmesinin ardından Cebelibereket Hükümet Konağına bayrağımız çekilmiştir.  Son Fransız kafilesinin gittiği 7 Ocak 1922 tarihi Osmaniye'nin kurtuluş günü kabul edilmiştir. 
       Mustafa Kemal Paşa’nın 16 Ocak 1925 günü Osmaniye’yi ziyaretinden sonra Osmaniye maarifi “Numune Mekteb-i İbtidaisi” adını bu kutlu zaferin anısına “7 Kânunusani Mektebi” olarak değiştirmiştir. 
 
 
İfade Özgürlüğü ve Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu
Zorkun ve Karaçay
1976 Yılından İnciler…
7 Ocak
Uyan Artık
Yiğit Osmaniye’nin Zafer Günü: 7 Ocak
Deniz Rüyası…
Market Fiyatları Neden Düşmüyor?
Temel İhtiyaç

source

Sosyal Hesabınızda Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.